PASKALYA YORTUSUNA BAŞKAN BEDROS ŞİRİNOĞLU’NUN AÇIKLAMALARI DAMGA VURDU: CEMAATTE BÜYÜK SUİSTİMALLER VAR! (2)

Kumkapı’daki bayramlaşma toplantısının ortamı toplumda büyük üzüntü yarattı. Gerginlikler kuşkusuz genelde hoş karşılanamaz ve bu kez Başkan Bedros Şirinoğlu’nun ağzından ‘büyük suistimallerin’ yaşandığının da gündeme gelmesi endişeleri farklı bir noktaya taşıdı. Yıllardan beri bayramlaşma toplantılarında bu tür gerginlikler yaşanıyor. Bunun ötesinde, bazen bu konulara girilmeden geçen bayramlaşmalar olsa bile, sorunların orada durduğunu herkes biliyor. Bu bakımdan Bedros Şirinoğlu’nun çıkışını yersiz ya da zamansız bulanlardan değiliz, bilakis tıkalı mekanizmaların ortamında doğru davrandığı kanaatindeyiz.

Büyük resimden genel olarak yansıyan şöyle: Türkiye Ermeni toplumunda kurumların ve yöneticilerinin arasında son derece sağlıksız bir ilişki var. Cemaatin kurumları ağırlıklı olarak benzer statüye ve işleve sahip. Sayısız ortak özelliğe karşın bu kurumların ardında ciddi bir iş birliği ve dayanışma yok. Temelde cemaatin genelinde en fazla tepki ve infial doğuran durumların başlangıç noktası budur. Toplumun gözünü boyamak için aktarılan ya da paylaşılan mali kaynaklar aslında ikincil bir iş. Asıl önemlisi genel bir verimlilik sıçraması sağlayabilmek. Bunun için ortak yönetsel bir irade gerekmekte ve kimse o iradeyi sergileme niyetinde değil.

Kurumların bu dağınıklığında sistemsizlik rol oynasa da, genel düzeni idame ettiren seçilmiş sivil yöneticilerin payı ve sorumluluğu da sorgulanmaya ve hatta eleştiriye açıktır.

Biraz daha derinleşince gözlemler daha da netleşiyor. Seçilmiş sivil yöneticiler, özellikle ve öncelikle tabii fahri vakıf yöneticileri, olumlu motivasyonla iş birliği ve dayanışma içerisinde değil. Mali kaynak aktaran ve alan kurumların yöneticileri arasında tamamen dikey bir hiyerarşi şekilleniyor. Bunun dışındaysa yöneticilerin tek ortak paydası vasatlık. Bu zeminde herkes kendisini rahat hissediyor. İşlevini iyi yapamayan kurumların yöneticileri vasatlık çatısı altında bir araya gelebiliyor.

Madalyanın diğer yüzü de var: Bu yöneticiler; toplumdaki vasatlıktan hoşnutsuz olan, bunu sorgulayan, mükemmelliyetçi olma potansiyeli taşıyan, vasatlıktan sıçrama çabası göstermek isteyen, buna yeltenen her kişi ve kurumu doğrudan hedef haline getirmekte, onları toplumun kaynaklarından mahrum etmekte. Bu kendileri için bir beka sorunu ve işler sinsice yürütülmekte. Bu noktada kendilerini güvenceye aldıktan sonra, hepsi toplum önünde birbirini kötülemekte, birbirinin dedikodusunu yapmakta mahsur görmemekte. Yöneticiler; fahri yöneticisi oldukları vakıflarda, farklı vakıfların mal varlığını kıskanıyor. Hatta bazen varlıklı vakıfların fahri yöneticilerine kin besleyebiliyor. Varlıklı vakıfların yöneticileriyse; topluma, toplumun kaynaklarını tasarruf ve tahsis ederken, tarifi zor bir keyfiyetle dayatmalarda bulunuyor. Tüm bunlar olurken, birbirleriyle ilgili ortaya çıkan iddiaları da sessizlikte boğarak, beka sorunlarının önüne geçmekte de eşsiz bir maharet sergileniyor. Nasıl olsa Vakıflar’la işler bir şekilde yürüyor, toplumda çatlak ses çıkartanların da başı eziliyor, gerisi zaten önemsiz.

‘Tencere dibin kara’ düzeninde yozlaşmışlık derinleşse de günü kurtarmanın çareleri bulunuyor. Vakıfların eski yöneticileri yenileri tarafından ‘beceriksizlik’, ‘basiretsizlik’ ve hatta ‘hırsızlıkla’ suçlanabiliyor ama bunlar lafta kalıyor, kimse somut bir adım atmıyor. Mevcut yöneticiler için konuşulanlar da zaten havada kalıyor. Bu yöneticiler zaman zaman kapalı ortamlarda bir araya gelip kozlarını paylaşıyor, cemaate toplantı yaptıkları duyuruluyor. Devletin yaptığı reformlar sayesinde yeni kaynaklara kavuşan vakıfların içe kapanmasını, topluma ve işlevine bağlı basına sırtını dönmesini de bu çerçevenin dışında tutmak kuşkusuz mümkün değil.

Sonuçta Başkan Şirinoğlu’nun herkesin içerisinde kalkıp ‘Büyük suistimaller var.’ demesi, bu toplumun müesses nizamı tarafından dayatılan vasatlık düzenini onarmaya ve geliştirmeye başlayabilmek açısından büyük bir olanak sunuyor. Zaten Şirinoğlu bu vasatlığa her an itiraz potansiyeli taşıdığı için, toplumda kendisine karşı antipatikleştirme çabaları ve algı operasyonları yürütülmekte. Müesses nizam bunun için hastane seçiminin bir an önce yapılmasını istiyor. Yoksa toplumsal iradenin önünün açılması kimsenin umurunda değil.

Sapla samanı karıştırmadan tamamlayacak olursak; tabii ki hastane seçimi bir an önce yapılmalı, tabii ki Başkan Şirinoğlu’nun da hata ve eksikleri olabilir. Ama hiç bir ihtimal göz ardı edilmese de, Bedros Şirinoğlu’nun durduk yerde ‘Büyük suistimaller var.’ demeye gereksinim duymayacağı kesin. O zaman sürecin devamında boşlukları doldurmak da topluma düşüyor.

ARA KOÇUNYAN

Չորեքշաբթի, Ապրիլ 8, 2026